• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
UğurÇELİK

Uğur ÇELİK

Suriye Labirentinde Yolunu Bulmaya Çalışan Türkiye

Dünya her 100 yılda bir coğrafi sınır değişikliklerine sahne oldu. İlk ciddi değişiklikler 1800’lerin başında Fransız İhtilalı’nın etkisiyle Avrupa’da gerçekleşti. İhtilal sonrası Avrupa’da İmparatorluklar yıkılmaya başladı ve ulus devlet yapıları ortaya çıktı. İkinci önemli değişiklikler ise 1900’lerin başında Osmanlı İmparatorluğunun yayılmış olduğu coğrafyada gerçekleşti ve bugünkü Ortadoğu haritası ortaya çıktı. Bu haritaların çiziminin üzerinden neredeyse tam bir yüz yıl geçmiş iken haritalar yeniden çizilmeye başlanıyor. Suriye bu haritaların oluşumunda kilit ülke konumunda.

Esasen Saddam döneminde Irak’ta yeni haritanın ana hatları şekillenmeye başlamış olsa da Suriye ile bu hatların kesinleşmesi gerçekleşiyor. Çünkü bölgede en önemli aktör konumundaki Kürtlerin bir devlet sahibi olmasında Suriye önemli bir anahtar.

Suriye’de şu anda Esad, IŞİD, Kürtler, Muhalifler olarak dört hâkim grup bulunuyor. Suriye üzerindeki mesele ise sınırların paylaşımından başkası değildir. Rusya, İran çeşitli gerekçelerle Esad’ı destekliyor. Batı ülkeleri Amerika, Almanya, Fransa, Kürtler ile işbirliği içerisinde, Türkiye, Katar, S.Arabistan gibi ülkeler ise uzun süre IŞİD destekçisi yapay algısı altındayken ta başından beridir ÖSO başta olmak üzere muhalif grupları destekler bir görüntü çizmektedir.

 

Batı açısından Suriye

ABD ve Batı ülkeleri öncelikle çok daha fazla bölünmüş bir Ortadoğu’nun kendi çıkarlarına olduğunu düşünmektedir. Bu sayede Ortadoğu’nun üvey çocuğu İsrail’in güvenliğini de sağlayacak olan Batı, İslam ülkelerinin bir araya gelme ihtimalini de bu sayede ortadan kaldıracaktır. Batı açısından en önemli mesele ise enerji hatlarının kontrolü meselesidir. Avrupa’nın doğalgaz ve petrol kaynaklarının tek teminatçısı Rusya’dır. Batı, Rusya’nın bu gücünü kırmak adına çeşitli alternatif yollar bulma arayışında. Bir dönem Türkiye üzerinden geçirilmesi planlanan pek çok proje bugün ortadan kalkmış durumda. Yeni hat ise Suriye’nin Kuzeyi yani Türkiye’nin sınırında kurulacak Kürdistan.

 

Doğu açısından Suriye

Enerji meselesi nedeniyle Suriye denklemine Rusya da giriyor. Rusya ilk olarak enerji konusunda Avrupa’nın elini kolunu bağlamak niyetinde. Bu nedenle amacı Esad’ın mevcut sınırlarını genişletmek ve olası bir Suriye bölünmesinde kurulacak devletlerin Akdeniz’e ulaşmasını engellemek. Mevcut durumda Suriye’de Akdeniz sınırı Esad’ın kontrolünde, Ancak Muhalifler sınıra yakın bölgelerde mücadele etmekte. Son günlerde muhaliflere yapılan Rus saldırılarını bu eksende değerlendirmek gerekir. Rusya’nın bu sahadaki mücadelesinin bir diğer nedeni de tekrar uluslararası sistemde büyük güç olduğunu ispat etmektir.  İran’ın ve Merkezi Irak Hükümeti’nin doğu bloğu içerisinde yer almasında ise Esad’ın Şii ideolojisine daha yakın bir çizgide olması etkili olmaktadır.

 

Türkiye açısından Suriye

Türkiye’nin Suriye denklemindeki durumu ise çok daha zor şartlara gebe. İlk olarak Türkiye II. Körfez krizinden itibaren Irak’ta Kürdistan’ın kurulmasına seyirci kaldı. 2003 yılında Irak’a girmeyerek K.Irak’ta etkin olma durumunu kaybeden Türkiye, aynı zamanda ABD’yi karşısına alarak; Kürtler ile Amerika’nın işbirliği içerisine girmesine neden oldu. Geldiğimiz noktada Irak Merkezi hükümetini tanımayan bir Irak Kürdistan’ı ile karşı karşıyayız. Şimdi Suriye’de Kürdistan meselesinin devamı gerçekleşiyor. Türkiye sınırı boyunca K.Irak’tan başlayıp Akdeniz’e uzanan Kürdistan’ın temelleri atılıyor. Kürdistan’ın kurulmasının önündeki en büyük engel Türkiye sınırına yakın bölgede PYD ile mücadele eden IŞİD’dir. Türkiye’nin IŞİD destekçisi imajını ortadan kaldıramamasının nedeni de IŞİD ile çıkarlarının uyuşuyor olmasıdır. Eğer Kürdistan devleti kurulursa Türkiye’nin enerji sevkiyatındaki konumu ciddi zarar görecektir. Ayrıca bölgede oluşabilecek bir Kürdistan devletinin Türkiye’deki Kürtler üzerinde de psikolojik bir etki edeceği de muhakkaktır. Bu bağlamda Türkiye bölgede uzun süredir güvenli bölge fikrini öne sürüyor. Bu sayede Kürdistan hattının önü kesilecektir. Ancak Türkiye bu konuda kimseyi ikna edebilmiş değil. Son günlerde Merkel’in güvenlik bölgesi kurulması halinde insanların zarar göreceği açıklaması önemlidir. Merkel’in bu açıklamasına PYD konusundaki tutumunu da ekleyerek incelememiz gerekir. Yine ABD ve Fransa IŞİD ile ciddi mücadele içerisinde ve PYD’yi Türkiye’nin tüm isteklerine rağmen terör örgütü olarak tanımamakta. Ayrıca Suriye içerisindeki her çatışma olasılığı Türkiye’ye göç olasılığını da artırmakta. Bugün ekonomik manada sıkıntı yaratan bu durum, Suriyelilerin uzun yıllar kalması durumunda çok daha büyük olayların yaşanmasına neden olabilir.

Tablodan da anlaşılacağı üzere Suriye labirentinde yolumuzu arar durumdayız. Kürdistan meselesi, Göç Sorunu, Enerji hatlarında Türkiye’nin saf dışı edilmesi gibi gerekçelerle Türkiye’nin Suriye meselesinde bir an önce yalnızlıktan kurtulması gerekmektedir. Batı bloğu Kürdistan konusunda Türkiye’ye uzak durumda, Türkiye için tek yol Rusya ve zalim Esad’a yakın bir yol takip etmek olduğu iddia edilebilir. Ancak Rusya’nın ılımlı İslami gruplara yönelik son saldırısı bu ihtimali de ortadan kaldırmış görünüyor.

Labirentin içinde bir süre daha yolumuzu bulmaya çalışacağımız muhakkak.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık