• 13 Mart 2018, Salı 14:36
Zeynep  ULUDAĞ

Zeynep ULUDAĞ

Şehadet Uğruna (Değer mi?)

Vatan sevdasına gözyaşı döken bütün milletin tek zaferidir akan her damla. Bu vatan ki bir gözyaşı kadar gerçek ama her gözyaşı kadar ufak tefek.

Mehmetçik, bir sevdanın adı, bir gözyaşının duası, bir milletin kahramanının adıdır. Kirlenmeye yüz tutmuş ruhların düşmanı, uçurumun kıyısındaki algıların silsilesi ve unutulmuş vatanın tek vekil-i müdafisi.

Korkma, diyerek başlayan bir destanın milleti olmak her şeyden önce iman ister, cesaret ister, yürek ister. Ümitsiz yüreği taşıyan bir güruh nesil çoğalıyor yanı başımızda, elimiz kolumuz bağlı sadece seyirci kalıyoruz yaşananlara ve yaşanacaklara.

Geçenlerde tanık olduğum bir olayla örneklendirelim bu nesli:

Öğle vakti Eyüp Sultan'da bankta oturuyordum, hemen yanımda iki teyze vardı derin muhabbet içinde konuşuyorlardı. Yanlarına bir genç yaklaştı bir elinde koltuk değneği bir elinde kağıt parçası, oturan teyzelerin sohbetini keserek, "Ben bir askerim(Mehmetçik), elimde gördüğünüz bu raporda askerlik raporum, yola çıkacağım beş liranız varsa Allah rızası için verebilir misiniz(dilenci edasıyla)?" tabii ablalar bir an afalladılar, "Beş lira ne seni zengin ne de bizi fakir eder" diyerek parayı uzattılar.

Dilenciliğin en aşağılık hâli, şehadetin en utandırıcı ihaneti olan bu tablo karşısında ben insan olmaktan utanıp yerin dibine girmek istedim. Bir asker olmadığı aşikardı, hele ki bir Mehmetçik hiç değildi. Mehmetçik, askerlik forması giyerek gelinecek bir mevki değil, formayı giymeden önce içindeki iman duygusuyla taşınacak ruhtur.

Ne yazık, uçurum kenarında yürürken korumamız gereken itibarımız var, itibarsızlaşan imanımız var, imansızlaşan ruhumuz var ve ruhsuzlaşan gayelerimiz var.

Bir şehit babasının oğlunun cenazesinde ağlayan askerin gözyaşlarını silmesi kadar güzel değil her tablo ya da Şehit Savcı Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz kadar güçlü değil bu dünya.

İnsanoğlu tek başına geldi dünyaya ve tek başına gidecek sonsuzluğa ama arafta kalınca herkesi çeker kendi karanlık dünyasına; düşünmeden ve bilinçsizce. Ateş düştüğü yeri yakar, diye haklı bir söz vardır: ateş düştüğü yeri yakardı, ateş dünyaya düştü ve tüm dünyayı yine yeniden yakıyor.

Nefs ki, ne büyük düşman ne büyük zillet ne büyük derttir. En büyük ve en güç savaş nefsinle verdiğin mücadeledir, diyor Yedi Cihanın Sultanı. Bu savaşta verdiğin mücadelede ya içtiğin şehadet şerbetidir ya da Süryani şarabıdır.

Yok olmaya yüz tutmuş dünyevi işler nefsimize bile bile arsızlaşıyor. Para denen yeryüzünün en aşağılık materyali araç olmaktan çıkıp amaç olmaya başlamasından bu yana bereketin faziletinden mahrum kalıyoruz.

Ruhumuzun bereketini imanla tazelemek, şehitlerin her tanesini duayla yolculamak ve kalbimizde taşıdığımız şehadet duygusunu akan iman damlalarıyla yıkamak kadar güçlü değil hiçbir düşman...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


telekom site alt
yukarı çık