• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
DenizBİNİCİ

Deniz BİNİCİ

Korktuysan Söyle Yine Geleceğim!

Aslında bazı durumlarda sükûtun daha anlamlı ve genişleten, yer açan bir eylem olduğunu düşünüyorum. Ancak hafta başından bu yana gördüklerim, duyduklarım ve en önemlisi okuduklarım içimde büyüdü büyüdü büyüdü ve neticede işte dökülüyorlar.

Başımızdaki serin örtüden düşünemediğimizi, okuyamadığımızı, okuduklarımızın o örtüden dolayı başımızdan geçip de aklımızın içine ulaşamayacağına kadar türlü saçmalıklarla bizi yobaz, gerici, irrite edici, sevimsiz, küstah, düzen bozan, aykırı, çirkin, öcü, sıkma baş, dar kafa gibi daha aklıma gelmeyen ya da gelse de söylemeye gönlümün razı olmadığı birçok ağza alınmaz lafla itham eden siz çok değerli hocalarım, yazarlar, çizerler, okuyup da örtüsü olmadığı için pek ala ala düşünebilenler, aydın olduklarını zannedenler!

Hayırlı olsun! Meclis bir ahenge kavuştu!

Derdini dürüstçe söylemek isteyene, halkı için hizmet etmek isteyene, eksikleri görüp de harekete geçmek isteyene işte meydan. Çok sesli, çok kültürlü, çok kadınlı, çok erkekli ve dahi çok dilli bir meydan. İşte bu meydan tam da istediğiniz gibi.. Dillerinize nasıl kelepçe vurduğunu anlamasam da az örtülü bir meydan. İstediğiniz hiç olmaması idi ama eh işte idare edin bununla!

Bu tabloya rağmen günlerdir çalıp söylüyorsunuz. Biz kazandık! Demokrasi kazandı! Özgürlük kazandı! Bu daha başlangıç! Kusura bakmayın da neyin başlangıcı? Hadsiz dilleriniz daha ne kadar yalan söyleyecek? Daha ne kadar Kürt’ten çok Kürtçü, kraldan çok kralcı olacaksınız?

Özgürlük diye bağırıp duruyorsunuz. Özgürlüğünüzün sınırı nereye kadar? Onca milletvekili meclise çıktığında alkışladınız da, örtülü olana gelince durdu mu kurulmuş saat misali şakıyan dilleriniz!

Kürt kardeşim için özgürlük ve kendini ifade meydanı olan meclis, örtülü ablam için dikenden kafes mi?

Özgürlüğünüzün sınırı örtüye kadar mı? Örtünen bir kadının kendini mecliste ifade etme hakkı yok mu?

Sevmeyebilirsiniz. Onaylamayabilirsiniz. Uygulamak zorunda hiç değilsiniz. Ama neden saygı duyamıyorsunuz? Savunduğunuz sadece özgürlük ise örtü ile kendini ifade etme isteği de özgürlük alanına girmez mi? Sırf bu yüzden en azından bir alkışı hak etmiyor mu? Sizin alkışladıklarınızı ben de hoşgörüp alkışlıyorum. Size katılıyorum canı gönülden. Senin eline kramp girmesi neden?

Hani bendim akılsız olan!

Hani bendim düşünemeyen, okuduğunu anlayamayan!

Hani bendim yobaz ve gerici olan!

Hani ben okula örtümle girersem sizi de kapatmaya çalışırım diye beni dersine almayan o aydın hocam açıkça demişti ya, işte bu yüzden ben sizi açıyorum diye! E hani bendim baskıcı olan! Sizdiniz özgürlükçü olan! 

Sizin özgürlüğünüz benim örtüme gelince lal olur. Kaldıramazsınız!

Sizin özgürlüğünüz sadece sosyal medyada afili laflar edip takipçi kazanmak için söylenmiş temelsiz ve mesnetsiz sözlere gebe!

Sizin özgürlüğünüz ne derde deva ne gönle şifa! Ancak ortalık karışsın biz de nemalanalım diye sarfettiğiniz içi boş bir kelimeden ibaret!

Riyakarsınız!

Elinizde, dilinizde riyakar!

Riyakarlığınızı nereye kadar saklayabileceğinizi düşünüyorsunuz!

Kafanızdaki o örümcek kalıplara saplanıp kalmışsınız!

Ezcümle size bir öneri: Meclisin çok renkliliğinden ağzı kulaklarına varan ve fakat sadece örtülüden rahatsız olan zihniyet, özgürlük tanımını yeniden düşünmelidir!

Velhasıl ister istemez çınlıyor kulaklarımda Süleyman Çobanoğlu:

Gittikçe domuzlaşan bir dünyanın içinde, insanlık taassubu.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık