• 13 Ocak 2019, Pazar 23:42
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

PKK Sorunu Bitti mi?

Türkiye, Barış Süreci'nden hemen sonra başlayan "Hendek" kumpası ile birlikte, terör örgütlerine karşı strateji değişikliğine giderek,  savunmadan taarruza geçti. Bunun neticesinde de, sınırlarımızın hemen dışında yuvalanmış bütün terör örgütlerine karşı amansız bir mücadele başlattı. Bu mücadele, bütün dünyayı hayrete düşürecek bir başarı hikâyesi yazmaya devam ediyor. Üstelik de terörle ilgili bu stratejik değişim, FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz İşgal Girişimi sonrası başlamasına rağmen çok başarılı bir şekilde devam ediyor. Denebilir ki, ilk silahlı eylemini 1983'te yapan PKK da dahil, Türkiye'nin sınırları içerisinde ilk defa kontrol tamamen güvenlik güçlerimize geçmiş oldu.

Bu başarı hikâyesine rağmen sorulması gereken soru şudur:  PKK bitti mi?

Bu yazının esas meselesi bu soruya cevap aramaktır. Kanımca, PKK kesinlikle bitmedi. Ve PKK, en az 1990'lı yıllar kadar güçlü olarak var olmaya devam etmektedir. Konuya dair uzmanların ve gazetecilerin yorumlarına bakılırsa, PKK artık belini doğrultamayacak kadar başı ezildi ve bundan sonra varlığını devam etmesi imkansıza yakın bir ihtimaldir. Ben bu görüşlere katılmıyorum, neden katılmadığımı kısaca izah etmeye çalışayım.

Türkiye'nin temel problemi şudur: Meselelere günlük çözümler üretmek, günlük politikalar geliştirmek. Bu yaklaşım tarzı, başta PKK olmak üzere hiç bir sorunumuzu çözmediğini, çözemeyeceğini yaşayarak görüyoruz. Zira PKK'nın varlığı bir günde oluşmadı ki bir günde çözülebilsin.

Şöyle ifade edelim: PKK, bataklığın ürettiği sivrisineklerdir sadece, bizim mücadele etmemiz gereken sivrisineklerden önce, sivrisinekleri üreten "bataklık" olmalıdır. Yine sivrisinekler üzerinden gidecek olursak; bizim askeri operasyonlarla PKK'yı kontrol altına almamız, sinek ilacı ile sivrisinekleri kontrol altına almaktan faksızdır. Sadece bu yol takip edilerek sorunun çözüleceğine inanmak, hem sinek ilacını hem de PKK'yı üreten baronların ekmeğine yağ sürmekten öteye geçemeyecektir.

Bundan şu anlaşılmamalıdır: O zaman bu sineklerle mücadele edilmemeli mi?

Hayır, tabii ki bu sineklerle mücadele edilmelidir. Edilmeli ki "bataklığı" kurutmak için çalışmaya başlanabilsin. PKK için de durum aynıdır: Tabii ki PKK'yı kontrol altına almak için en üst düzeyde tedbirler ve askeri operasyonlar yapılmalıdır ve bugün çok başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Fakat bu asla sineklerin üremesinin önüne geçecek bir yol değildir. Gerçekler bize şunu göstermektedir: Kandil'de barındığı tahmin edilen 3-4 bin PKK, tam 10 kez ortadan kaldırılmıştır fakat PKK bitmemiştir. Çünkü bataklık sivrisinek üretmeye devam etmektedir.

Peki, tavsiyemiz nedir?

Tavsiyem şudur: PKK, Türkiye'nin topraklarını bölmeden önce, bu toplumun değer yargılarını, gönül birlikteliğini, inanç birlikteliğini, kader ve tarih birlikteliğini bölmeye çalışmıştır ve bunda tahmin edilenin çok üstünde başarıya da ulaşmıştır. Bizim yapmamız gereken şey, PKK'nın böldüğü bütün bu değerlerin yeniden inşa edilmesidir. Eğer siz insanların inanç, ideal, değer ve tarih birlikteliklerini sağlayamazsanız, toprak birlikteliklerini sağlamanız oldukça zor olur. Eğer insanların inanç, ideal, değer ve tarih birlikteliklerini tesis ederseniz; o zaman PKK değil, hiç kimse bu gönül birlikteliğinin "ortak değeri" olan "toprak bütünlüğünü" bozmayı aklında dahi geçirmeyecektir.

Medyada dönem dönem şöyle haberler okuruz: "Eski Hakkâri yeni Hakkâri, eski Sur yeni Sur, eski Şırnak yeni Şırnak. Fakat buna rağmen HDP %70". Burada kast edilenin, Kayyuma devredilen bu şehirlerin önceki ve sonraki halleri olduğunu ifade edelim.

Açık ifade edelim: Bu dil, PKK'nın işini kolaylaştıran bir dil. Bu dil yukarıda ifade etmeye çalıştığımız değerlerimizi birleştirecek bir dil değildir. Çünkü siz bununla, "Bu halka ne yaparsanız yapın, bunlar nankördür ve PKK'nın siyasi uzantısı olan HDP'ye destek vermeye devam edecektir" demek istiyorsunuz.

O zaman şunu soralım: Siz insanların düşünsel dünyasına, ideolojik saplantılarına dokunmadan ve dönüştürmeden onlara yapacağınız hizmetle hayata bakışlarını değiştirebileceğini sanıyorsunuz? Eğer bu, bu kadar kolay olsa; Kadıköy, Bakırköy ve Beşiktaş ilçelerinin AK Parti'nin elinde olması gerekmez mi? Kim Sultanbeyli'nin Kadıköy'den daha büyük hizmet aldığını iddia edebilir? Demek ki insanların, toplumların zihinlerini, ideolojilerini tek başına hizmetlerle dönüştürmek imkânsızdır.

Burada sorulması gereken esas soru şudur: Bundan 20-30 sene önce Ümmetçi-İslamcı Refah Partisi'nin kaleleri olan bu iller, nasıl oldu da Marksist-Leninist-Sosyalist Kürtçü partilerin kalesi haline geldi? Eğer bu sorunun cevabını doğru bir şekilde bulabilirsek, soruna doğru yaklaşma imkânını yakalamış oluruz.

Şöyle bitirelim: PKK ve onun uzantısı siyasi partilerin amacı bu ülkenin topraklarını bölmektir, bu doğru. Fakat en az bu doğru kadar büyük bir doğru daha var ki, o da bunu yapmak için Kürtlerin inançlarından koparılmasıdır ve kırk senedir buraya çalışılmaktadır. Geldiğimiz nokta da, tarikat-cemaat-medrese ehli olan dedelerin-babaların, oğulları ve torunları sosyalist bir çizgiye evrildiğidir. Eğer bu gerçek görülmez ve gereği yapılmazsa sivrisinekler var olmaya devam edecektir.

Bataklık:  Kürt gençlerinin tarihinden, inanç değerlerinden, vatana olan sevdalarından koparılmasıdır. Bu bataklık hem Kürtlerin neslini, hem de ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir. Bununla mücadele etmek, bu ülkeye sevdalı her bir vatandaşın görevi olarak görülmelidir.

Kalbi muhabbetlerimle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık