• 28 Şubat 2018, Çarşamba 7:19
ErolERDOĞAN

Erol ERDOĞAN

Malcolm Neden Öldürüldü, 28 Şubat Neden Oldu?

Önce Malcolm’un kısa bir hikâyesi…

Malcolm, 1925’te ABD’de doğdu. Zencilerin/siyahilerin, ABD’de özgürlüklerine asla kavuşamayacakları için Afrika’ya geri dönmelerini savunan bir babanın oğludur. Dört kardeşi ırkçı beyazlarca öldürüldü, babası 1931’de fâili meçhul cinayet sonucu hayatını kaybetti. Yedi kardeşi çeşitli ailelerin yanına yerleştirildi, annesi akıl hastanesine yatırıldı, kendisi on üç yaşında bir ıslahevi okuluna gönderildi. Sonrasında evlatlık olarak bir ailenin yanına verilen Malcolm, burada ilkokulu bitirdi ve liseye gitti. Okulu bırakıp çalışmaya başlayan Malcolm, gençlik yıllarında birçok suça karıştı. On altı yaşında trenlerde sandviç satmaya başladı. 1946’da yirmi yaşındayken on yıl hapse mahkûm edildi. Bu dönemde zenci milliyetçiliğini savunan hatta tanrının siyah olduğunu söyleyen Elijah Muhammed’in görüşlerini benimsedi. Hristiyanlıktan başka din tanımıyordu. Ancak, beyaz adamın dini olarak gördüğü için Hristiyanlıktan nefret etti. Beyaz adama duyduğu kin ve düşmanlık, Elijah’ın görüşlerini benimsemesini kolaylaştırdı. 1952’de hapisten çıkınca, Elijah Muhammed’in kurduğu Nation of İslam hareketine katıldı. Enerjisi, teşkilatçılığı ve harekete bağlılığı dikkat çekince Elijah onu teşkilâtta görevlendirdi. Malcolm, Elijah Muhammed’in konuşan ağzı haline geldi ve şeytan diye tanımladığı “beyaz adam”dan kurtulmak için elinden gelen her şeyi yaptı.

Malcolm ile Elijah arasındaki ilişki sonraki yıllarda bozulmaya başladı. Malcolm’un yükselen grafiği, Elijah’ı korkuturken Malcolm, Elijah Muhammed’in özel hayatını sorgulamaya girişti. Elijah’ın, Kennedy suikastı üzerine (Kasım 1963) Malcolm’a konuşma yasağı koyması gerginliği arttırdı. Basında, konuşmalarının şiddet içerdiği gerekçesiyle Malcolm aleyhinde yazıların çıkması onun siyahlar üzerindeki etkisini azaltmadı, aksine Amerika’da isyan başlatabilecek tek siyah olarak görülmeye başlandı. Mart 1964’te Elijah Muhammed’den ayrılan Malcolm, artık yerinin ırkdaşı mahalleler olduğuna karar verdi.

Bu dönemde Müslüman ülkelerin diplomatlarıyla görüşerek İslâmiyet hakkında yeni bilgiler aldı. Öteden beri aklında olan Afrika ile köklerin canlı tutulmasını savunan Afro-Amerikan tezini canlandırmak ve hacca gitmek amacıyla Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya seyahate çıktı. Hacda, dünyanın her tarafından gelen farklı ırklardan Müslümanlarla tanıştı ve ırk ayırımına dayanmayan bir din anlayışına ulaştı. Öyle ki, daha önce “şeytan” dediği beyazlarla aynı safta namaz kıldı, aynı sofrada yemek yedi. Onun için başka bir dünyanın kapısı aralanmaya başlamıştı. Mekke’den Amerika’daki bir arkadaşına yazdığı mektupta; Hz. İbrahim’in, Hz. Muhammed’in ve diğer tüm peygamberlerin mekânı olan kutsal topraklarda, farklı ırk ve renklerden insanlardan gördüğü kardeşlik ve her renkten insanın gösterdiği cana yakınlık karşısında büyülendiğini söyledi.

Amerika’da ırk problemini ortadan kaldırmak için İslâm’ın anlaşılmasının şart olduğunu söyleyen Malcolm (Mâlik eş-Şahbaz) Amerika’ya dönünce gerçek anlamda siyah-beyaz kardeşliğini esas alan bir toplum meydana getirmek için Müslim Mosque (Mart 1964) ve Organization of Afro-American Unity (Haziran 1964) adlı teşkilâtları kurdu…  O günlerde, bir gazetecinin, televizyonda, kendisine sorduğu soruda, onun eski konuşmalarına atfen “beyaz ırkın şeytanlığı” gibi bir ifade yer alması karşısında, “İyi siyah veya iyi beyaz gibi bir durum yoktur. İyi veya kötü insanlar vardır.” diyerek müdahale etti. Bu sözleri onun “tehlike” olarak algılanmasını hızlandırdı. Çünkü eskiden, kendi ırkdaşlarınca bile tümden kabul edilmeyecek fikirlere sahip olan bir adam artık herkese mesajlarını ulaştıracağını deklare etmeye başlamıştı. Bu durum, ABD için tehditti.

Malcolm yeni görüşlerini açıkladıkça, kendisine ve ailesine yönelik tehditler almaya başladı, evi kundaklandı. Bu gelişmelerden sonra fazla yaşatılmayacağını hissetti. Bir süre sonra 21 Şubat 1965’te Harlem’de konuşma yaparken öldürüldü. Suikast bir muamma olarak kalmakla birlikte üzerinde en fazla konuşulan ihtimal, cinayetin, Elijah Muhammed ve CIA iş birliğiyle gerçekleştirilmiş olduğudur.

Benim, Malcolm X’in hayatından çıkardığım derslerden en önemlisi şudur:

Sadece zencilere-siyahilere hitap eden, söz alanı ve etki alanı sınırlı, beyazları düşman sayan ve onlarla etkileşimi olmayan, şiddet yanlısı Malcolm, ABD ve CIA için “idare edilebilir” ve amaçlara uygun “yönlendirilebilir” kabul ediliyordu. Evrensel dile kavuşarak sadece siyahlar değil beyazlara ve herkese hitap edebilen, söz ve etki alanı genişleyen Malcolm ise şiddetten uzak durduğu halde “tehlikeli” kabul edilmiş, iddialara göre de, öldürülmüştür.

Konunun 28 Şubat boyutuna gelelim.

12 Eylül darbesi, Türkiye’deki her siyasi-sosyal ve kültürel topluluk için farklı stratejiler ortaya koydu. Bu çerçevede, Evren başkanlığındaki darbeci cuntanın, Erbakan liderliğindeki Milli Görüş başta olmak üzere İslamcılar ile dindarlara-muhafazakârlara yönelik ortaya koyduğu plan ise iki strateji içeriyordu: Sulandırma-yozlaştırma ve marjinalleştirme… Her iki stratejinin amacı şuydu: Etki alanını daraltmak, alternatif olmaktan çıkartmak, içe kapatmak, komikleştirmek veya şiddete yakınlaştırmak. Bu stratejileri, darbecilerin birçok politikasında görmek mümkündür. “12 Eylül, dindarların önünü açtı” gibi analizler, işte tam da bu stratejiden, Müslümanlığı sulandırma, hafifletme, komikleştirme, yönetme-yönlendirme kısmına denk düşmektedir. Bu yönüyle, cuntanın planları ABD’nin “yeşil kuşak” planları ile paralellik arz etmektedir.

Ancak, 12 Eylül’ün, İslamcılar ile dindarlara-muhafazakârlara yönelik ortaya koyduğu sulandırma-yozlaştırma ve marjinalleştirme projesi çok başarılı olamadı. Aksine o dönemin dindarları, siyaset başta olmak üzere her alanda, açılımcı davrandılar, mesajlarını evrenselleştirdiler, iletişim araçlarını daha çok kullandılar, farklı kesimlerle ve dünya ile etkileşimlerini arttırdılar. Darbecilerin planı tutmamıştı, çünkü İslamcı dinamikler, açılımcı yöntemleriyle her alanda; siyasette, eğitimde, kültürde güçlenmeye başlamışlardı.

Sonuçta, taktik değiştirildi, sulandırılamayan ve marjinalleştirilemeyen aksine etki alanını genişleten İslamî çizginin demir yumrukla dövülmesi ve zincirle boğulmasına karar verildi. Böylece, 28 Şubat bir “süreç” olarak başlatıldı. Onun için 28 Şubat, önceki darbelerde olduğu gibi sadece siyaset ve bürokrasiye değil, bunların yanı sıra toplumun tamamına yöneldi. Darbeciler “bin yıllık Müslümanlık” çizgisine karşılık, akıllarınca, “bin yıllık sürecek darbe” ateşini yaktılar.

Bizim 28 Şubat hikâyemiz ile Malcolm’un hikâyesi benzer hikâyedir.

21 Şubat, Malcolm'un vefat yıldönümü. Malcolm ağabeyimize rabbimden rahmet diliyorum.

Bir de böyle bakalım darbelere ve 28 Şubat’a. Başka kelimelere ihtiyaç duymayacak şekilde söyleyelim: 28 Şubat açık seçik darbedir.

*

Bu yazı, 21 Şubat 2018 tarihli Diriliş Postası'nda "Erol Erdoğan, Malcolm X, 28 Şubat ve Türkiye’nin Dindarları" başlığı ile yayımlanmıştır. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık