• 07 Aralık 2017, Perşembe 21:56
FatihGÖK

Fatih GÖK

Dünya 5’ten Küçükmüş (!)

Hıristiyan Dünyasının İslam Dünyasına Olan Üstünlüğünün Tescili!..

Hamas, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasını "Siyonist terörizmi meşrulaştırması" şeklinde nitelendirdi.

Hamas sözcüsü Fevzi Berhum, harekete ait "El-Aksa" televizyonuna daki açıklamada, ABD'nin Kudüs'le ilgili kararının Arap ve Müslümanlara yönelik saldırı anlamına geldiğini belirtti.

Kudüs'e yönelik bu karar karşısında stratejik bir ulusal ittifak çağrısında bulunan Berhum, "Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı, ABD'nin terörü korumaya alma ve Siyonist terörizmi meşrulaştırması demektir." ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Trump, bu akşam düzenlediği basın toplantısında, BM Güvenlik Konseyi'nin 1980 yılında İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak ederek başkent ilan etmesini geçersiz sayan 478 sayılı kararına rağmen, "Kudüs'ü resmen İsrail'in başkenti olarak tanıma zamanı geldi." ifadesini kullanmıştı.

Trump, ayrıca Dışişleri Bakanlığına, ülkesinin Tel Aviv'deki büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması için hazırlıklara başlaması talimatı verdiğini açıklamıştı.

Türkiye olarak Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Trump'ın Kudüs'ü işgalci İsrail'in kararına ilişkin "ABD Yönetimi’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığı açıklamayı kınıyoruz" dedi. Ayrıca Çavuşoğlu, "Bir ülkenin açıklamasıyla Kudüs, İsrail'in başkenti olamaz. Türkiye olarak gerekli adımları atacağız. Sorumsuz ve yanlış açıklamayı kınıyoruz." dedi.

 İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olan Türkiye’nin, Kudüs meselesiyle alakalı olarak 13 Aralık 2017 tarihinde İstanbul'da Olağanüstü İslam Zirvesi düzenleyeceğini belirtildi.

Dünya’nın Trump Kararına Tepkisi

BM Genel Sekreteri Guterres, "Kudüs, BMGK ve BM Genel Kurul kararları temel alınarak, iki taraf arasında doğrudan görüşmeler yoluyla en son çözülmesi gereken bir konudur" değerlendirmesinde bulundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD'nin tek taraflı olarak alacağı kararın endişe verici olduğunu ifade etti. Endişelerini telefonda Donald Trump'a ileten Macron, Kudüs'ün statüsünün, Filistin ve İsrail arasındaki barış görüşmelerinde ele alınması gerektiğini vurguladı.

Avrupa Birliği "Birlik, Kudüs'le ilgili kararın ciddi sonuçları olacağını düşünüyor" açıklamasını yaptı. Kararın dünya kamuoyunda yankı uyandırabileceğini belirtti.

Rusya’dan, ABD Başkanı Trump'ın büyükelçiliği Kudüs'e taşıma çıkışına ilk tepki geldi. Kremlin sözcüsü Peskov, "Kararın İsrail'le Filistin arasında yeni anlaşmazlıklara sebep olacağı" kaygısını taşıdıklarını söyledi. İsrail Başbakanı Netanyahu ise, basın açıklamasında Trump'ın Kudüs'ü başkent olarak kabul etmesine değinmedi.

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, ABD Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasını kabul etmediklerini belirtti.

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Trump'la yaptığı telefon görüşmesinde, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma girişiminin, barış müzakerelerine zarar vereceği ve bölgede gerginliği tırmandıracağı uyarısında bulundu.Sanki Kudüs, sadece Filistin’in ve orda yaşayanların sorunuymuş gibi bir algı oluşturuyor ekselansları(!)

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'den, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma planına yanıt geldi. Hamaney "ABD'nin Filistin konusunda elleri bağlı. Amaçlarına ulaşamıyorlar" dedi. Hamaney ayrıca "Filistin özgürleşecek ve Filistin halkı zafere ulaşacak" ifadelerini kullandı.Sanırım burada rehber: İslam ve Müslümanların ancak Şia’yla kurtulabileceklerini belirtiyor. Yoksa İslam coğrafyasındaki akan kanın sorumluluğundan nasıl kurtulabilecekti?

İslam tarihinde konu ne zaman Kudüs olsa, Müslümanların sırtındaki hançer Safevi Şia'sının olur.  Tarihte Selahaddin Eyyubi’nin, Kudüs’ün fethine hazırlandığı sıralarda İran merkezli Haşhaşilerin bilinen en az iki suikastına uğramıştır. Durum öyle bir hal almıştı ki: Selahaddin Eyyubi dışında hemen hiçbir dönemin İslam ülkesinin halife dahil sorunu, Kudüs’ün Haçlıların elinde olması değildi. O dönemde bütün Müslümanların sıkıntısı ve korkusu haklı olarak Şia/Safevi tehdidiydi.

Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma planından derin endişe duyduğunu belirtti. Batı da meydana gelen hemen her yeni gelişme Katolikleri neden endişelendiriyor?

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ABD'nin, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma planının ülkenin kendi vereceği karar olduğunu ve bu karara "saygı duyduğunu" bildirdi. İsrail dışında şimdilik tek destek NATO’dan geldi. Bizim S-400 tedarik amaçlı girişimimize nasılda tepki göstermişlerdi!

Burada meydana gelen durum bizim bir konuda devlet olarak ülküsüzlüğümüzü ve kimliksizliğimizi göstermektedir. Ayrıca NATO’yu ABD’siz değerlendirmek körlüktür. Yani ABD ile yaşanılan her kriz NATO’yla yaşanılacak demektir.

BM, İsrail’i İşgalci Sayıyor…

Doğu Kudüs'ü 5 Haziran 1967'de işgal eden İsrail, Müslümanların kara yılları olan 1980'de tek taraflı olarak kentin doğusunu ve batısını "birleşik başkenti" ilan etti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BGMK), 1980'de kabul ettiği 478 sayılı kararla, İsrail'in ilhak ve başkent ilanını geçersiz saydı.

BMGK kararı çerçevesinde, ABD dahil uluslararası toplum Doğu Kudüs'ün işgal altında olduğunu kabul ediyor.

Dikkat edin Trump’a daha önce ‘ekonomik hitler’ demiştim. Trump’ın amacı İsrail’in iyiliği filan değil o kökten ABD milliyetçisidir. Çünkü General Lee’nin anıtının kaldırılması kararına karşı duruşu, düşünce merkezimizde olmalıdır. Tabii ki doğru karar verebilmek istiyorsak..

Kudüs’te Hiçbir Devlet Büyükelçilik Bulunduramaz

İsrail yönetimini tanıyan tüm ülkelerin büyükelçilikleri Tel Aviv'de bulunuyor. Hiçbir ülke, Kudüs'ü ya da doğu ve batı bölümlerini başkent olarak kabul etmiyor. ABD, Trump'ın hamlesiyle Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan ilk ülke oldu. İsrail’i 1948’de tanıyan ilk devletlerden birinin vatandaşı olarak söylüyorum; umarım Cumhurbaşkanımızın başına karşılık, Kudüs’ü başkent olarak tanıyanların da ikincisi olma körlüğünü yapmayız!..

Uluslararası toplumun tepkisini çeken Trump yönetimi, bölgenin kaosa sürükleneceği ve İsrail-Arap ihtilafının daha da çözümsüz hale geleceği uyarılarını göz ardı etti.

Sonuç olarak… Dünya da değişmez tek bir kaide vardır,  ‘O’ da: Hemen her zaman diliminde dünya genelinde söz sahibi olmak için önce savaşıp kazanmak gerekliydi; ama artık sadece çıkarların için savaşabilmeyi göze alabilmen yeterli, kazanmasan da olabiliyor. Örneğin Rusya, ‘SSCB’nin dağılmasından sonra yeniden saygı görmeye başlamasını; kazandığı Gürcistan savaşına ve devamında Kırım İşgaline ve son olarak Suriye müdahalesine borçludur.

Trump’ın almış olduğu karara, NATO dışında hiçbir ülkeden ve uluslararası kurumdan destek gelmemiştir ve gelmeyecektir de. Ama sizi temin ederim gerçekler tamamen farklıdır. Yani bu durumu (Trump kararı), ülkemizin etkili büyük bir kesimi de dahil bütün Dünya’dan farklı gerekçelerle destek görmekte olup, sadece açıklanamamaktadır. Ortadoğu için de güçlendirme (hormonlama) süreci Sünnilerin yani Suudi ve BEA’nın öncülüğündeki yapıya geçeceği anlamına da gelmektedir. İlk etkiyi ya da değişimi Yemen’de görebiliriz. Eee nede olsa İran’a karşı biraz güçlendirilmeleri gerekliydi; yoksa İran’a karşı mevcut durumda hiç bir şanslarının olmadığını sadece kendileri değil, bütün dünyanın bildiği bir durumdur..

Kudüs krizinin, siyasi olarak Türkiye tarafından doğru anlaşılamaması bir yana; buna karşı yapacaklarımız da sınırlıdır. Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Kudüs meselesi bizim için dini bir görev olarak mı addedilmektedir yoksa Filistin ve İsrail arasında çözülmesi gereken uluslararası bir problem olarak kalmaya devam mı edecek?

Duruma, son günlerde ABD’yle yaşadığımız krizler nedeniyle daha çok duygusal yaklaşmaktayız. Unutulmamalıdır ki süreç, İsrail’in yıkımıyla dahi sonuçlanamayacak bir boyut kazanmıştır. Ve bütün bir dünya, büyük bir savaşa ve yıkıma gittiğinin çok da farkında değil sanırım ama bununla (Savaşla) kesinlikle yüzleşilecektir.

İlk işareti ve güç değişimini Yemen'de görebilecek olmamız,İran ve Suudi Arabistan arasında savaşın başlaması krizin artık somutlaşmasıdır. Soyut krizlere aşikar olan diplomasi hızlıca kutuplaşacaktır.

ABD’nin, ateşin ve savaşın yıkımından kurtulacağını sanması kısa ve orta vadede mümkün olabilir ama uzun vade savaşın bitiş noktası orası, yani tam olarak ABD’nin kalbi olacaktır. Tabii sonuçların sonunu yani ABD’nin sonunu içinde bulunduğumuz süreçte muhtemelen biz göremeyiz. Çünkü biz kaybeden bir dinin, kaybedilmiş bir zamanın ve geri kalmış bir medeniyetin temsilcileri durumundayız. Ya da kaybeden sadece biziz. Çünkü baksanıza biz dünya 5’ten büyük diyorduk ki, adam çıktı (Trump); dünya ikiden bile küçüktür dedi ve bunu da ispatladı.

Acaba 2023 vizyonumuza, Dünya’nın 5’ten daha büyük olduğunu ispatlama sorumluluğunu da mı dahil etsek diyorum, yetiştirebilir miyiz, dersiniz ?(!)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık