• 01 Şubat 2019, Cuma 10:43
FatihGÖK

Fatih GÖK

Ekonomik Kriz Olsaydı Keşke; Bizi Medeniyet Krizi Vurdu!..

Medeniyet, Roma kaynaklı bir ontolojidir. Civilization Latince Civis kökenli sözcüktür: Yurttaş, medeni, görülemeyen kuralları olan ve farklılık arz eden demektir. Arapça da Medine kökenli olup; yaşanılacak şehir anlamı da yaygın olan tanımıdır.

Bizler halk dilinde medeniyeti: Genelde, sivil yani resmi olmayan veya çağdaş yaşamın görüntüsü olarak oldukça kısırlaştırılmış bir kavramda kullanırız.  

Öncelikle bu konuyu neden yazmak istedim: Benim için, ülkemizin içinde bulunduğu problemlere çözüm üretmek bir sorumluluksa da, bizler öyle bir milletiz ki: Bazen isteyerek 1453 İstanbul’un Fethi, bazen istemeyerek de olsa hatta yıkıntımızın ya da yenilgimizin eseri olan: 4. yüzyıl’da başlattığımız kavimler göçünün yıkıcılığı: Roma İmparatorluğu’nun 410 yılında ikiye ayrılmasına neden olup, daha sonra; 476’da son İmparator Romulus Augustus’un tahtından indirtilmesine ve Batı Roma’nın resmen tarihe karışmasına – Çağ Açıp Çağ Kapamaya- vesile olmamız, kabul gören bir gerçektir.

Daha önce birçok yazımda ekonomik kriz haberlerini önceden haber vermeye çalıştım. Ama ülkemizin içinde bulunduğu duruma baktığımda aslında sadece bir ekonomik kriz değil, daha kötüsü medeniyet krizini görmeye başladığımı ne yazık ki belirtmek isterim.

Medeniyet Krizi!

Aslında bu konuyu çok araştırdım ama tarihi kaynaklarda medeniyet kriziyle ilgili önemli bulgular yer almamaktadır. Medeniyet krizi nasıl gelir ve nasıl çözülür bu konuda tatmin edici cevaplar ne yazık ki yok. Ama medeniyet krizinin ilk maddesi tarihçiler tarafından, ‘’ahlak çöküşü’’ olarak belirtilmektedir. Peki, çıkış yolu nedir? Sorusunun cevabı yok yok yok...

Tarihi sürecin bana gösterdikleri oldukça ilginçti. Bunu iki madde ile belirtirsem.

Bir: Ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir toplumun, bir medeniyetinin sonunu getiren kırılganlıktan muaf olmaması.

İki: Bütün büyük toplumlar, ilginçtir en güçlü olduklarında medeniyet krizine uğramışlardır.

M.Ö. 12. yüzyılda Doğu Akdeniz’i çevreleyen toplumlar doğuyor, büyüyor ve gelişiyor daha sonra bir anda yok oluyorlar. Mesela o tarihlerin güçlü medeniyetleri Mısır, Hitit ve Mezopotamya. Bunlar birbiriyle etkileşimde bulunup her türlü ilişkiye girebiliyorlar günümüzdeki gibi, sonra bir anda yok oluyorlar. Bu çağa Genç Tunç Çağı denmektedir. Tarihçiler, bu çağın ‘’ Deniz Kavimleri’’ denilen ama tam olarak bilinmeyen bir toplulukça sonlandırıldığına inanıyorlar.

Diğer yandan 476’da gelen medeniyet krizinin ve kendisinden önceki krizin çözümü enteresandır. Peygamberlerce sağlanmıştır, çözüm zaman aralığı her ikisinde de yaklaşık iki yüz yıl sürdüğü görülmektedir. İki medeniyet krizi arasındaki oluşum zaman aralığı yaklaşık 1500 yüz yıldır. Yani 476+1500= 1976 çıkıyor. Peki, çözüm nasıl olacak? Bu şimdilik bende kalsın.

Yapılması gereken: okurlar beni dikkate alır mı bilmiyorum ama büyük şehirler ve buradaki yaşam tehdit altında. İmkânı olan adalara gidip kendi güvenliklerini sağlasın. İmkânı olmayan büyük şehirleri terk edip kırsala yani köylere yerleşsin. İnsanın insana tehdit olduğu zaman geldi. Bu krizin ilk vuracağı ülkelerin başında geliyoruz. Zaman, coğrafya ve ülkemizin içinde bulunduğu hemen hemen bütün şartlar oluşmuş durumda. Bizdeki medeniyet krizinin başlangıcı ekonomik olacak. Dedim ya, gurur duyalım küllerimiz dahi dünyayı yakacak etkide(!) Çünkü Dünya’yı çökertecek krizi biz başlattık…

Diğer yandan küresel ölçekte iki neden görülüyor.

Bir: Demokrasi

İki: Kapitalizm (liberal-serbest piyasa)

Kapitalizmi şöyle açıklayım: 2008 yılında Lehman Brothers diye Amerikan menşeli bir banka batmıştı hatırlarsınız; işte bu banka 1916 yıllarında Amerikan Başkanı Wilson’u kazıklayıp Merkez Bankasına ortak olmuş bir yapıydı. Yani ‘sistem tanrısıydı.’ Bu banka batmışsa tanrı ölmüş demektir. Yani küresel sistem her an çökebilir…

Kısaca medeniyet krizi anında her şeyin bitmesi ve ters yüz olmasıdır. Şöyle bir bakın nerede Mısırlıların şaşalı yaşamları veya yapıları? Yetmediyse: Nerede Roma’nın muhteşem caddeleri, hamamları, su kemerleri ve amfi tiyatroları?

Geçmiş olsun! 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık