• 11 Ocak 2019, Cuma 12:48
Mehmet AĞAR

Mehmet AĞAR

Cumhuriyet Modernleşmesinde Merkez-Çevre İlişkisi ve CHP - 3

Bir önceki yazıda, Cumhuriyet modernleşmesinin “merkez-çevre” çerçevesinde demokratikleşme denemelerine değinildi. Bu amaçla Cumhuriyet Halk Fırkası karşısında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası tecrübesine ve merkez olan CHP’nin baskıları sonucu kapatılmalarına temas edildi. Bu süreçlerde uygulanan baskı sonucu gizliden gizliye toplumsal muhalefetin artması ve değişen dünya şartları Türkiye’de kalıcı bir demokratikleşmeyi zorunlu hale getirdi. Tarihsel seyrine dikkat edildiğinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında rejimin yumuşaması hızlanmıştır. Bunda CHP içi devletçi-piyasacı gerilimleri gibi iç dinamikler etkili olurken, oluşmakta olan Soğuk Savaş konjonktüründe Türkiye’nin Batı bloğunda yer alma isteği çok etkili olmuştur. “Celal Bayar ve Adnan Menderes’in Şahsında Siyasal ve Toplumsal Muhalefet” başlıklı yazımda belirtildiği üzere; İsmet İnönü ve CHP’ye karşı geçmişten beri oluşan toplumsal muhalefet ki bununla “çevre” kastedilmektedir, CHP’ye karşı siyasal bir muhalefetin ortaya çıkmasına cesaret vermiştir. İdeolojisi ne olursa olsun, CHP karşıtı bir siyasal muhalefetin toplumsal tabanı zaten hazırdı.  İşte Demokrat Parti’nin kuruluşu da bu zamana tesadüf eder. CHP içindeki daha liberal olarak niteleyebileceğimiz bazı isimler Dörtlü Takrir olarak bilinen ve demokratikleşme ve liberalleşmeyi hedefleyen taleplerini Meclis’e sunmuşlardır. Takrir metnine baktığımızda ‘’Ortaçağ’dan kalma bir takım zararlı müesseselerden memleketi korumak ve bu amaçla hürriyetlerin kısılması…” gibi ifadelerden imzacıların da seküler modernleşme ülküsünü paylaştıklarını ve bir yere kadar otoriterliği maruz gördüklerini kabul edebiliriz. Ancak bu takrir, takriri sunan dört isminde, Celal Bayar, Adnan Menderes, Mehmet Fuad Köprülü ve Refik Koraltan, CHP’den ihracına sebep olmuştur. Bunun üzerine CHP’den atılan bu kişiler 1946 başında Demokrat Parti’yi kurmuşlardır. Burada seküler devlet eliti içinde ikinci bir bölünmeden bahsedebiliriz. Ancak yine “Celal Bayar ve Adnan Menderes’in Şahsında Siyasal ve Toplumsal Muhalefet” başlıklı yazımda vurgulandığı üzere oluşan konjonktürün etkisi ile CHP’de de bir tedrici demokratikleşmenin varlığı belirtilmelidir. Ancak en baştan beri belirttiğimiz üzere Osmanlı modernleşme mirasını devralan ve o tarihe kadar yukarıdan inme radikal bir seküler modernleşme uygulayan CHP’nin simgelediği merkezi oluşturan devlet elitleri bu politikalarının çevrede ciddi rahatsızlık oluşturduğunun farkındaydı. Çevreyi oluşturan bu unsurlar özellikle taşradaydı.

 CHP’nin korkusu, taşradaki çevre unsurlarının (Eşraf, tarikat ve cemaatler gibi dini gruplar, toprak ağaları vb.) yeni partiler olarak ortaya çıkması ve ya Demokrat Parti bünyesinde toplanarak, sisteme tehdit oluşturması idi. O yüzden CHP’nin Demokrat Parti karşısında yaptığı, "Destek bulmak için taşra kasabalarına ya da köylerine gitmeyin; ulusal birliğimiz sabote edilmiş olur." uyarısından ne kastedildiği tüm bu anlatılanlar göz önünde bulundurulduğunda daha iyi anlaşılır. Şerif Mardin’in belirttiği üzere CHP, yani “merkez”, çevreye kuşkulu gözle bakmaktadır ve onu potansiyel bir muhalefet alanı olarak görmektedir. Bunun için de çevre, “merkez tarafından sıkıca gözaltında tutulmuştur”. Bu uyarı da bu politikanın devamı olarak kabul edilebilir.

   CHP’nin bu politikalarının Türkiye’nin sonraki siyasi yaşamına etkisi olarak şu söylenebilir: Bu çevre unsurları, köy ve kasabadan göç yoluyla büyük şehirlere yerleşen vatandaşlar da “çevre” kapsamında değerlendirilmelidir, CHP’ye yani “merkeze” bir tepki olarak sonraki seçimlerde bir alternatif olarak gördüğü Demokrat Parti’yi daha sonra ise Adalet Partisi’ni desteklemişlerdir. Daha sonraki Türk Siyaset sahnesinde CHP’nin bu tutumu, merkez sağ partiler tarafından CHP aleyhinde bir propaganda malzemesi olarak kullanılmıştır. Bu propaganda ise özellikle taşra ve kasaba gibi çevreyi oluşturan yerlerde tutmuş ve oy olarak CHP’nin aleyhinde bir sonuç doğurmuştur.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık