• 25 Nisan 2018, Çarşamba 12:27
Mehmet AĞAR

Mehmet AĞAR

İttihatçı-Kuvvacı Çekişmesi ve Kılıçdaroğlu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nasıl kurulduğunu herkes aşağı yukarı bilir. Tarihin her döneminde, şartlar ne olursa olsun iktidarı ele geçirme, hâkimiyet kurma arzusu tüm insanlarda vardır.  Aynı davanın içinde olsanız, beraber yol yürüseniz, düşmanı bozguna uğratsanız bile zaman içinde biri diğerine baskın olmak ister. Tarihte bu durumun binlerce örneği mevcuttur. Türkiye’nin kuruluşu dönemi de bu sancılı süreçten geçti.

Zaferleri, yenilgileri ve gayretleri her ne kadar tevil edilmeye çalışılsa; sözde sultan Abdülhamid-i Sani’yi tebrik etmek maksadı ile bazı safdil İslamcılar tarafından takbih edilseler de, Milli Mücadelenin mimarı İttihatçılardır. İstaklal savaşı bir İttihatçı subaylar ve milli kaygılardan başka aynı zamanda maddi menfaatleri de tehlikeye giren Türk eşrafının bir ittifakıdır. ”Eee Gazi Mustafa Kemal Paşa” diyecekler sakin olsun. Hiç kusura bakmayın, Mustafa Kemal de bir İttihatçı subayıydı. Anadolu’ya gönderilmesini Osmanlı hükümetindeki üst düzey İttihatçılar sağladılar. İkna olmayan veya detay isteyenler konu hakkında Eric Jan Zürcher’in Modern Türkiye’nin Doğuşu adlı kitabına başvurabilir.

Millî mücadele bitince yukarıda bahsettiğim ‘ben baş olacağım’ kavgasında, o zamana kadar tarihin kaydetmediği en dehşetli kurtlar boğuşmasını yaşadı bu memleket. Milli Mücadele’nin kahramanları, Kuvay-ı Milliyeciler ve İttihatçılar olarak ikiye bölündü. İzmir Suikastı ve sonrasında olanlar malum. Kazım Karabekir ve benzeri Milli Mücadelenin en büyük kumandanları Gazi Paşa’ya suikast etmekle itham edildiler, yargılandılar. Kurulan İstiklal Mahkemelerinde yeni rejime, hükümete muhalif kim varsa tasfiye edildi. İttihatçılar bu süreçte acımasızca hırpalandılar ve hak etmedikleri bir akıbete duçar oldular.

 Onlar da bu vatanın evlatları idiler. Bu memlekete bağımsızlık kazandıran ruh, kimse kusura bakmasın, inkılapların getirdiği ruh değildi. Bu millete yeni bir ruh veren, merhum sultan Abdülhamid’in de başaramadığı bir meseledir, Çanakkale’de, Kut-ul Ammare’de destanlar yazan İttihat ve Terakki ve onun ruhu idi. Birçok hataları vardı. Çok yanlış da yaptılar ama onlar bu memleketin delisi idiler. Cumhuriyet kurulduğunda (Milli Mücadele kahramanı olsalar da) İttihatçılarda bir imparatorluğu yıkmanın mahcubiyeti vardı. Kuvvay-ı Milliyecilerde ise Kemal Tahir’in ifadesiyle yeni devleti kurmanın şımarıklığı...

Zaman içinde Kuvay-ı Milliye manevi değerlerden arındırılarak, katı Kemalizm ideolojisine dönüştü ve CHP’nin ana programı oldu. Sonra anayasaya dahil edildi, her neyse. Kanaatimce tasfiye edilen İttihat Terakki ve zihniyeti, CHP muhalifi olan gruplarda kendine yer buldu. Belki de Kemalist CHP’ye karşı muhalefeti İttihatçılar başlatıyordu. Ya da onun ölmeyen ruhu. Kim bilir?

Cumhuriyet döneminin siyasi tarihine baktığımızda, tek parti döneminde mecburen, darbeler sonucu yine dayatma dışında bu milletin ekserisinin CHP’ye; yani manevi değerlerden arınmış, gözünü iktidar hırsı bürümüş Kuvvacılara iltifat etmediği görülür. Tersine itilmiş, kakılmış, hor görülmüş İttihatçılar ise halk tarafından bir şekilde başa getirilmiş ve halka hizmet etmeleri beklenmiştir. Günün şartlarına uygun ilerleme ve çeşitli unsurlardan oluşan milletin birliğini hedefleyen İttihat Terakki öyle sanıldığı gibi çabucak ölmemiştir. Bugün dahi yaşıyor.

Bu değerlendirmeler ışığında mesele ele alınırsa; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve ona yakın olanlara karşı, CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun öfkesini kusarken “ben Kuvay-ı Milliyeciyim” ifadesi gayet manidar hale geliyor. CHP’nin kalemşörlerinden biri erken seçimde Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olan Erdoğan’a karşı CHP’nin bazı partilerle yaptığı hamlelerine (15 milletvekilin İYİ Parti’ye transfer edilmesi gibi) Kuvvay-ı Milliye İttifakı ismini verdi. Acaba diyorum, hani olmaz ya! Ama bir düşünürsek, farz edersek; “Ben Kuvay-ı Milliyeciyim”, diyen; haziranda “gülen bir Türkiye olacak”, “haziran, kirazların olduğu mevsimdir”  diyen Kılıçdaroğlu, tarihi İttihatçı - Kuvay-ı Milliyeci çekişmesini hatırlatarak: yolu, yöntemi önemli değil ama eninde sonunda Kara Kemaller, Kazım Karabekirler, Ali Fuat Cebesoylar ve diğerleri gibi sizi de tasfiye mi edeceğim demek istiyor?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık