site sol telekom aralık
telekom aralık
  • 17 Eylül 2018, Pazartesi 9:53
Mustafa Kemal ŞAHİN

Mustafa Kemal ŞAHİN

Sanal Sosyal:Bayburtlu Hacı

Bayburt il olmuş. Hac kuraları çekilecek, bir de bakmışlar ki kurada koskoca Bayburt’ta, hac bir kişiye çıkmış. Bu bir kişiye, Bayburt halkı, izzet-i ikramını esirgememiş ve her gün bir Bayburt hanesi, adamı akşam yemeğine çağırmış. Maksat Hac’da hayır duasına nail olabilmek.

İlk akşam gittiği hanede adama hane halkı demiş  “ne şanslı adamsın, bak koca Bayburt’ta hac sana çıktı” diye.

İkinci akşam gittiği hane halkı “ya sen ermiş adamsın, hac çıka çıka sana çıktı” demiş. Bizim Bayburtlu da “ya olur mu, öyle şans işte” diye ağzında geveliyor lafları.

Üçüncü akşam gittiği evde millet buna “ya sen evliyasın evliya” deyince bizim Bayburtlu, iyiden iyiye kendini acaba, “hakkat mı?” gibi sorulara maruz bırakmış.

Böyle, hac zamanına kadar adamı pohpohlamışlar. Bizim Bayburtlu da hani “ bir adama kırk kere deli dersen kendini deli sanırmış” misali iyiden iyiye kendini evliya sanmaya ya da şöyle diyelim kendinden şüphelenmeye başlamış.

Neyse, Bayburtlunun hayatında bırakın büyük şehre gitmeyi, Bayburt dışına adım atmışlığı dahi yokmuş. Hac zamanı gitmiş Erzurum havaalanına, tam girecek, kapı bir anda açılmış önünde, durmuş demiş ki “ ya, ben hakkat erdim, sanırım kapılar önümde açılmaya başladı ”. Yolda bu mucizevi olayı düşünürken, demiş abdestli binelim uçağa, öyle gidelim diye girmiş abdesthanede abdest almaya. Tam elini musluğa getirmiş suyu açacak, bir de bakmış musluktan su akıyor “ la, ben evliya oldum herhalde ” diye, kendi kendine iyiden iyiye kurmuş. Neyse, gitmiş Medine’ye, ikindi namazını kılıp, Resulullah’ın kabrini ziyaret ederim diye düşünmüş. Kılmış ikindi namazını çadır kubbelerin altında, sonra uyuya kalmış. Bir uyanmış ki uyuduğu kubbe yerinde yok. Gökyüzü ay yıldız, tertemiz bir hava. Bizimki uyurken kubbe çadırı yetkililer kaldırmış ama uyku mahmuru, şaşkın şaşkın kendi kendine seslenmiş ” ya rabbi bu kulun için kapıları açtın, musluklardan sular akıttın tamam da gök kubbeyi kaldırdın bu kulun için” diye düşünerek, iyice gerim gerim gerinmiş.

O ruh hali ile demiş ” peygamberimizin kabrine de gideyim”. Kalkmış, kabre gitmiş, bir bakmış ki izdiham her taraf, durmuş iyice gerinmiş ve demiş ki  “ Ya Resulullah, bırak onları, bah hele huzuruna kim geldi ”.

İşin mizahı tabii ki bu ama buna benzer ne çok olay yaşıyoruz, değil mi? Birazcık yetki, makam, para, şan, şöhret kazandık mı kendimizde görüyoruz kerameti ve yine her şeyi söyleme, yapma yetkisini görüyoruz, kendimizde. İnananlar için her olaydan ders alınması gerektiğini bildiğimiz halde kendimizden geçiyoruz. Hırs, kendini beğenmişlik, kibir budalasına dönüşüyoruz. Yıllar önce iş için gittiğimiz Sivas ilinde, ziyaret ettiğim müşterimin duvarına yazdığı, Eflatun’un şu sözü aklımdan hiç çıkmadı:

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer…
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
Çünkü kimin kimi yiyeceğine… “Suyun akışı” karar verir…

Kalın sağlıcakla...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

YAZARLAR

tümü
yukarı çık