• 07 Mayıs 2016, Cumartesi 16:04
ÖmerALPAY

Ömer ALPAY

Peki Şimdi Ne Olacak?

Ortalık toz duman, göz gözü görmüyor. İnanmak güç gerçekten. Birileri, bir takım şeytani fısıltıları muntazaman fısıldayarak büyük çığlıklar haline getirdi, kulaklarımız bu korkunç uğultudan başka bir şey duymaz oldu.

Gelin filmi biraz geriye saralım, büyük resme bakalım…

Gezi Parkı eylemlerinin başladığı dönemlere gidelim mesela. Hepimizin, medyayı belki de hiç olmadığı kadar yoğun takip ettiği dönemlerdi değil mi?

Herkesin yoğun bir şekilde medyayı takip ettiği fakat çoğu medya figürünün de yıllardır çizdikleri kırmızı çizgilerine parmak uçları ile bastığı, oportünizme bulaşmaya başladığı bir dönemdi. Meydanlar resmen yanıyor ve çoğumuz ‘Peki şimdi ne olacak?’ diyordu.

Hasılı belirsizlik geçti, suyun rengi belli olmaya başladı. Artık Reis, Reisliğin hakkını verircesine, devletin bekasına kast eden bu güruha karşı kimsenin ön göremediği şekilde, fıtratı zorlarcasına büyük bir dirayet örneği ortaya koymuş , gerek dış menşeili toplum mühendislerine, gerek yurtiçi taşeronlarına karşı asla en ufak bir taviz verilmeyeceğini resmetmeye başlamış ve böylece, medyadaki güvendiğimiz dağların silinmeye yüz tutan kırmızı çizgileri tekrar belirgin hale gelmişti.

‘Tayyip bey de çok katı’ , ‘Bu kadar germeyeydi iyiydi’, ‘Halbuki makul talepler de var, ne var dinlese’ diyen tatlı su hümanistlerimiz, çizgilerini tekrar hatırlayınca (Fas- Cezayir- Tunus gezisi sonrası havaalanı karşılaması sonrasını hatırlayalım) birden bire hepimizden daha reisçi olmuşlar ve hatta meydanlarda mücadele veren bizleri ‘siz de renginizi çok belli etmediniz mi ne?’ dercesine tenkit eder, hor görür olmuşlardı. Yeni yeni Reisçilerimiz türemişti, olsundu. Reklamları yok belki ama, bir çoğunun fikirlerini söylemeye çekindiği zamanlarda kartlarını açık oynayanlar, hakiki reisçiler Reis’in işaret ettiği yerdeydi.

 

Gezi olayları geçti, ülke, reisin himayesinde büyük belaları def etti. Gezi planı boşa çıkan mihraklar pes etmeyecekti, biliyorduk.

Bu sefer zehri, sosyalizm, komünizm gibi toplumda hiçbir karşılığı olmayan etkisiz araçlarla haricen zerketmek yerine ‘bizden’ olanlardan vermeye çalıştılar. Bir gece, ansızın kızılca kıyametler kopar oldu, belki de bazılarımızın öngördüğü fakat toplumun genelinin dudağını uçuklatan, midesini bulandıran 17 aralık, peşine 25 aralık süreçleri baş gösterdi.  Kılıçlar çekilmiş, varlık sebebini Reis’e borçlu olan bir grup hain ellerindeki bütün güçleri gene Reis’e doğrultmuş, amansız bir savaş başlamıştı. Vel Hasılı tekrar medyayı takip etmeye başladık, tekrar çizgilerin renkleri belirsizleşmiş, oportünizme bulaşmış, havayı koklar olmuşlardı.

Peki Şimdi Ne Olacak?’ diyorlardı.

Uzatmayalım, Belirsizlik geçti, havanın kokusu netleşti. Reis ve kurmayları, makamlarının ve kendilerine inanan insanların desteğinin hakkını dibine kadar verdi, gene aynı dirayet örneğini sergiledi ve devletin bekasına kast eden, millete rağmen kahpece operasyonlara yeltenen ‘bizden’ beslenen güruhu yerle yeksan ettiler.

O güvendiğimiz dağlar vardı ya hani, en büyük reisçilerimiz(!) ‘Tayyip bey de çok safmış’, ‘Madem hainlerdi neden bu kadar imkan verdi’ ‘Ülke Gezide yeteri kadar yıpranmıştı’ diyenler, çizgilerini hatırlayınca gene bizi ‘renginiz belli değildi sanki sizin de’ diye tenkitlere başlamışlardı. O ‘Reisçiler’ bir dönem kaybolup tekrar türemişlerdi, olsundu. Reklamları yok belki ama, bir çoğunun fikirlerini söylemeye çekindiği zamanlarda kartlarını açık oynayanlar, hakiki reisçiler Reis’in işaret ettiği yerdeydi.

 

Arada geçen bir çok ufak tefek olaya hiç değinmeden geliyorum 7 Haziran seçimlerine. Seçim öncesi belirsizlikler var, fakat hala siyasi mutlak muktedir Ak Parti olduğu için bu belirsizlikler dile gelmiyor, konuşulmuyordu. Tabi inceden inceye ‘cemaat denen yapının meşru yönleri hiç mi yoktu, müslümana bu kadar zulüm fazla mıydı’ ya da ‘alternatif siyasi figürler ülkenin yıpranmaması adına gündeme gelemez mi’ diyen reisçi(!)lerimizi müşahade etmeye başlamıştık. 7 haziran seçimleri gerçekleşti, seçim sonuçları bir çok parametreyi alt üst etti ve yayıncılığını tetikçilik vasıflarıyla donatan bir çok yazar, o tetiğin ucunu ilk olarak Ak Parti kadrolarına çevirdiler.

Hatırlayın; ‘Peki Şimdi Ne Olacak?’ diyenleri.

Peki şimdi ne olacak sorusunun dibini, ‘perşembenin gelişi çarşambadan belliydi’ diye dolduran, ‘zaten Ak Parti iktidarı sürdürülemez hale gelmişti’lerle süsleyen, ‘Reis de kimseye aman vermiyor, milleti ürkütüyor’ diyerek günah çıkarmaya çalışanları hatırlayın. Evet evet, o reisçilik oynayan sanal fedailer gene çizgilerinin üzerine basar, sağa sola sinyal yakar olmuşlardı. Sonra 1 kasım seçimleri, ezici zafer falan derken alışılageldik tablo meydana gelmiş, çizgilerini hatırlayınca gene bizi ‘renginiz belli değildi sanki sizin de’ diye tenkitlere başlamışlardı. O ‘Reisçiler’ bir dönem kaybolup tekrar türemişlerdi, olsundu. Reklamları yok belki ama, bir çoğunun fikirlerini söylemeye çekindiği zamanlarda kartlarını açık oynayanlar, hakiki reisçiler Reis’in işaret ettiği yerdeydi.

 

Ve son olarak Ahmet Davutoğlu, türk siyasi tarihine iz bırakacak bir vakar ile, büyük bir erdemlilik örneği göstererek, kırmadan, dökmeden, adamlığın gerektirdiği şekilde bayrağı devrediyor

Bu sürece gelene kadar o sözde Reisçiler, sürekli bir şekilde haysiyet cellatlığı yapma gayretindeydiler. Kendilerince, toplumu bir sürece hazırlıyor, sözüm ona toplum mühendisliğine soyunuyorlardı. Hiç ciddiye almadık, hiç önemsemedik. Reis’ten işaret, hocadan söz bekledik.

Reis işaretini yaptı, hoca sözünü söyledi ve Şimdi, Reis’in gösterdiği yerde duran, emanetine sahip çıkan, ihanet etmeyen bizler soruyoruz

‘Peki Şimdi Ne Olacak?’!

Biz gene Reis’in gösterdiği yerde olacağız, ama bu haysiyet cellatlarının emanete hıyaneti, Reis’e ihaneti cezasız mı kalacak?

Peki Şimdi Ne Olacak?

 Göreceğiz bakalım…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık