• 11 Mart 2017, Cumartesi 10:33
UğurÇELİK

Uğur ÇELİK

Evet, Veren de BİZ ’den Hayır Veren de…

Türkiye’de siyasi sistemdeki en büyük sorun devlet ve hükümet kavramlarında bir ayrım yapamıyor oluşumuzdur. İşte bu ayrım gerçekleşmedikçe Türkiye’de düzgün bir siyasal sistemin yerleşmesi son derece güçtür. Çünkü iktidar olan sürekli bir çatışma içerisinde ve iç politikada enerjisini tüketmektedir.

Türkiye açısından yarının da en büyük riski budur. O sebeple Başkanlık paketinin buna çözüm üretip üretmediğine de bir bakmak gerekir.

Çünkü devlet süreklilik arzeden ve kimsenin tapulu malı değilken, hükümet gelip geçici olan ve milletin takdiri neticesinde sistemde varlığını sürdüren bir yapı.

Yakın tarihe baktığımızda Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren devlet ele geçirilmiş durumda idi. Kemalist eğilim olarak adlandırılan bu yapı özellikle askeriye ve yargıda kendisini sistemin merkezinde tutmuş ve kendisine tehdit olduğunu hissettiği anda müdahale yapmıştır.

Kemalist yaklaşımın bugünkü ayrışmaya da sebep olan en büyük tehdit algılaması din ve iltica idi. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması ile başlayan bu tehdit algılaması 28 Şubat döneminde başörtüsü, İslamcı dış Politika, Erbakan’ın siyaseti çerçevesinde en büyük noktaya ulaşmıştı. 27 Nisan E Muhtırası, 367 Krizi bu tehditlerin devamı niteliğindedir.

Kemalist ideoloji; Laik (seküler bir yorumla) bir nesil yetiştirmek, Batılı bir aydın tipi oluşturmak istiyordu.

Bunu anlatmamın sebebi; bugün de tam tersi yönde bir algının oluştuğunu düşünmem.

Kardeşim;

Zamanında onlar şöyle şöyle yaptı. Birazda biz yönetelim gibi düşünceleri sağ cenahta duymak mümkün. Dindar nesil projesi, laik nesil projesinin intikamı gibi bir şey. Sağ cenahta Osmanlıcılık hayranlığı zirve yapmışken cumhuriyet dönemi büyük bir aşağılanmaya maruz bırakılabiliyor. Oysa acısı tatlısıyla Göktürk de bizim Hun devleti de , Selçuklu da Osmanlı da Cumhuriyet de  bizim.  Solun kendisini sıkıştırılmış hissetmesi de bundan.  Çünkü Sağ cenah intikam alır gibi davranıyor. Bu tavrı İslamcı camianın yapması ise çok daha kötü olan durum.

İşte,

Başkanlık sistemi olur ya da olmaz.

Esas mesele insanların birbirlerine olan güvenlerinin nasıl artırılacağıdır. Aksi taktirde en iyi sistemi de kursan insan bozuksa işlemez.  Sistemler inşa edilirken hükümetlerin sistemi ele geçirme derdinin olmayacağı bir şekilde inşa edilir ve herkesin kendini güvende hissettiği yapı kurulursa o zaman başarı gelir. Bu sistemi de bu açıdan incelemek gerekir.  Nihayetinde Evet veren de Biz’den Hayırı veren de...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık