• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
UğurÇELİK

Uğur ÇELİK

Türkiye’nin Terör Sorunu ve Çözüm Stratejisi

Türkiye 30 yılı aşkındır PKK terörü ile mücadele etmektedir. Pek çok kez militanlarının ortadan kaldırılması manasında PKK’nın bitirildiği ifade edilmiştir. Ancak terörü yalnızca askeri açıdan değerlendirmek kısır bir bakış açısıdır. Bu bağlamda PKK terörünü iyi analiz etmek gerekir.

Türkiye’de PKK terörü’nün beslendiği kaynaklar şunlardır:

1- İdeolojik Yapının Müsaitliği: II.Dünya Savaşı sonundan 1990’a kadar dünya ABD-SSCB(Rusya) çekişmesine sahne oldu. SSCB Komünist ideoloji ekseninde pek çok ülke üzerinde etkin olmaya çalıştı. Komünizmin temel hedefi bu dönemde ekonomik-siyasi manada ezilen halkları Komünizm ile tanıştırmak idi. Türkiye bu süreçte ekonomik manada ciddi sıkıntılar yaşamakta iken, Doğu ve Güneydoğu bu sıkıntılardan en çok etkilenen bölge idi. İşte tam bu noktada PKK( Kürdistan İşçi Partisi) bölgede etkinliğini artırdı. Ancak Türkiye’de Özal sonrasında ekonomik manada yaşanan rahatlama PKK’nın da toplumsal zeminini ortadan kaldırmaya başladı. PKK’nın yeni hedefi Kürt milliyetçiliği oldu. Bu andan itibaren ekonomik ezilmişlik söylemi Kürt Milliyetçiliğine doğru evrim geçirdi.

 

2-Coğrafi Ayrışmışlık:  PKK her ne kadar çeşitli bölgelerde saldırılar düzenlese de esas odak noktası Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesidir. Bölgede Türk nüfus yapısının son derece sınırlı olması, Türkiye Devleti’nin bölgedeki gücünü de sınırlamaktadır. Bu olay PKK’ya karşı ciddi bir tepkinin doğmasını engellemektedir. Atalarımızın dediği gibi “ Gidemediğin yer senin değildir.” İşte bu yüzden bölgede Türk nüfusu artırmanın yolları bulunmalıdır. Bu Türk-Kürt birlikteliğinin de kuvvetlenmesine imkan tanıyacaktır.

 

3-Devlet Politikaları: Türkiye ulus-devlet sürecinde etnik bir Türk milliyetçiliği yoluna gitmiş ve zaten Osmanlı’dan itibaren var olan Kürt milliyetçilerinin ekmeğine yağ sürmüştür. ilerleyen süreçlerde  darbelerin yaşanması  Kürt etnik yapısına yönelik aşağılayıcı tutum ve davranışların devlet tarafından ortaya konmasına imkan tanımıştır. Böylece  PKK terör örgütünün Kürtler üzerindeki temsil yeteneği artmıştır.

 

4-Uluslararası Boyut: Ortadoğu’da bir an için sınırların kalktığını hayal edin. Irak-İran-Suriye ve Türkiye’nin kesişim noktasında yaklaşık 35 milyon Kürt’ün yaşamakta olduğunu göreceksiniz. Bu yapı doğal olarak Büyük Kürdistan (Osmanlı son dönemlerinde sıkça kullanılan tabir: Büyük Ermenistan, Büyük Kürdistan) fikrinin taraftar bulması imkân bulmaktadır. Üstelik Irak’ta 1920’lerden itibaren Barzani aşireti ekseninde Kuzey Irak'ta Kürdistan devleti kademeli olarak hayata geçirilmektedir. Körfez Savaşı ve ardından 2003 Irak işgali, K.Irak’ta Kürdistan Devleti’nin kurulmasını sağladı. Bugün de benzer durum IŞİD ile mücadele ekseninde Suriye’de gerçekleşiyor. Dolayısıyla bölgeye yönelik stratejilerde komşu ülkeler ile ilişkiler son derece önem arz ediyor.  

Bahsettiğim gerekçeler ekseninde Türkiye’nin terör stratejisi çok boyutlu bir yapı içerisinde ele alınmalıdır. Öncelikle yukarıda sayılan maddelerin PKK’yı güçlendirdiği kuşkusuz açıktır. Ancak Türkler ile Kürtlerin tarihi, kültürel ve dini birliktelikleri beraberliklerini korumalarına her zaman yardımcı olmuştur. Osmanlı son döneminde Kürtlerden oluşan Hamidiye Birlikleri Ermenilere karşı Osmanlının en önemli silahlı gücü idi. I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı döneminde de Kürtler Türklerle yek-vücut olmuş ve düşmana karşı bu toprakları korumak için mücadele etmiştir. Bunlara ek olarak iki millet asırlardır beraber yaşama kabiliyetini de tüm bölme çabalarına rağmen göstermiştir.

 

Sorunun çözümü adına Terörle mücadelede iki ayaklı bir strateji uygulanmalıdır:

Birinci ayak; PKK ile mücadelede askeri yöntemlerin en üst düzeye çıkartılmasıdır. Türkiye kuruluşundan itibaren bu stratejiyi hep masada tuttu. Bu konuda kısa vadede sonuç başarılı olsa da, bugün PKK’nın varlığı stratejinin tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır.

 

İkinci ayak;  Bölgenin ekonomik, siyasi ve toplumsal manada Türkiye ile entegrasyonunun sağlanmasıdır. AK Parti döneminde bu konuda çok ciddi adımlar atıldı. İlk olarak bir sorun olduğu kabul edildi ve bölgeye yönelik "Çözüm Süreci" ekseninde girişimlerde bulunuldu.

 

Maalesef AK Parti’nin bu noktadaki en büyük hatası ise muhatap olarak PKK’yı kabul etmesidir. Bu girişim stratejinin ilk ayağı olan silahlı mücadelenin göz ardı edilmesine neden olurken, PKK’nın Kürtler üzerindeki temsil kabiliyetinin de artmasına neden oldu. Ayrıca sürecin kesintiye uğramaması adına PKK örgütlenmesine de göz yumulması PKK’nın son günlerde savaş stratejisinin değişmesine de katkı sağlamıştır. PKK artık karakol basmak ve çatışmalara girmek yerine, çok daha basit yöntemle mayın döşeyerek çok daha fazla askeri şehit ediyor. Ayrıca kendi militanlarının da çatışmalarda ölmesinin de önüne geçmiş oluyor.

Son dönemlerde Türkiye tekrar askeri seçeneği kullanmaya başlıyor. Eğer ikinci ayak göz ardı edilirse terör kısa vadede yine bitecektir. Fakat uzun vadede daha büyük sorunlar ortaya çıkacaktır.  Bu yüzden geçmişten ders çıkararak bölgeye yönelik ekonomik, siyasi ve sosyal girişimler devam ettirilmeli. Bunun ilk aşaması Kürtlere PKK’ya karşı devletin arkalarında olduğu imajının verilmesidir. Bu imaj PKK’dan bağımsız bir siyasal Kürt hareketinin doğmasına imkân tanıyabilir. AK Parti’nin muhatap konusunda yaşadığı sıkıntının benzerinin yaşanması da böylece engellenebilir.

Son olarak terör saldırıları sonrasında insanlar protestolarla haklı olarak psikolojik manada rahatlayabilir. Ancak İstihbarat örgütlerinin kalabalık ortamlarda ne kadar etkili olabileceği ve Kürt-Türk kardeşliğine zarar verebileceği unutulmamalıdır. 

([email protected])


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık