TTB AHEK: “Aile Hekimleri Randevu Memuru Yapıldı!”

TTB, "İkinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerine yatırımlar artarken, toplumun sağlık ihtiyacını %43 oranında karşılayan birinci basamağa yeterli kaynak aktarılmıyor"

Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu: “Aile Hekimlerini Randevu Memuru Yapıp Hastane Randevu Sistemini Fiilen Ortadan Kaldıran Sağlık Sistemi Olur mu?”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK); Sağlık Bakanlığı’nın randevu yoğunluğunun yükünü aile hekimlerinin ve hastaların sırtına yükleyen, son olarak 3 Temmuz 2026 tarihli yazı ile aile hekimlerinin hastalarını uygun randevu olmasa bile ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına sevk edebilmesine kapı aralayan uygulamaları üzerine 16 Temmuz 2026 günü çevrimiçi bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı, Dr. Ayşegül Ateş Tarla ve Dr. İrem Yıldız ile TTB AHEK Başkanı Dr. Sibel Uyan ve AHEK Sekreteri Dr. Kemal Yüksekkaya yer aldı.

Toplantıda ilk sözü Dr. Ali Kanatlı aldı. Sağlık Bakanlığı’nın, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yarattığı yıkımın ağır sonuçlarını aile hekimlerinin üzerine yıkmaya çalıştığını söyleyen Kanatlı; randevu sisteminin kök sorunlarının günde 60-70 hasta bakan, gebe-bebek aşılarıyla ve kronik hasta takipleriyle ilgilenen, halihazırda aşırı iş yükü olan ve ‘Eziyet Yönetmeliği’nin sorunlarıyla karşı karşıya bırakılan aile hekimlerinin üzerinden halledilmeye çalışılmasına tepki gösterdi. Şubat 2023 depremlerinin üzerinden 3,5 yıl geçmesine karşın Hatay’da 70, deprem bölgesinde 100’den fazla aile sağlığı merkezinde en az 200-300 aile hekiminin konteynırlarda görev yaptığını hatırlatan Kanatlı, bakanlığa Beceriksizliğinizden dolayı çözemediğiniz sorunları aile hekimlerinin sırtına yüklemeye devam ediyorsunuz. TTB AHEK’in bu konuyla ilgili çalışmaları sürüyor, sürecek diye seslendi.

Açıklamanın okunmasının ardından söz alan Dr. Ayşegül Ateş Tarla da bakanlığın birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerini değil, tedavi edici sağlık hizmetlerini tercih etmesinin sonuçlarını yaşadıklarını belirtti. Randevu sistemindeki krizin aile sağlığı merkezlerine yüklendiğini, aile hekimlerinin ceza ve performans baskısı ile karşı karşıya bırakıldığını dile getiren Ateş Tarla, Az hasta baktın diye meslektaşlarımızdan savunma istenmesi kabul edilemez. Poliklinik sayısını artırıp aile hekimlerinin işlerini aksatan, hastaların da sağlıklarını olumsuz etkileyen uygulamalar kabul edilemez. Biz kamusal sağlık hizmetini savunuyoruz. Çökmüş olan bu sağlık sistemine hayır diyoruz ve bunu değiştirmenin bizim elimizde olduğunu vurguluyoruz” dedi.

Dr. Sibel Uyan tarafından şu açıklama okundu:

Aile Hekimlerini Randevu Memuru Yapıp Hastane Randevu Sistemini Fiilen Ortadan Kaldıran Sağlık Sistemi Olur mu?

Sağlık Bakanlığı, 3 Temmuz 2026 günü “Aile Hekimi Tarafından Uygulanan Sevk İşlemleri Hakkında” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazı ile birlikte “Elektronik Sevk Veri Paketi” oluşturulduğu, aile hekimlerinin hastalarını ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında uygun randevu olmasa bile sevk edebileceği bildirildi. Hastanelerdeki randevu sistemini adeta lağvettiğini, aile hekimlerini randevu alma memuruna dönüştürdüğünü ilan eden bakanlık, sağlığın piyasalaştırılması doğrultusunda hasta sayısına odaklanan ikinci ve üçüncü basamak randevulu muayene sisteminin tüm düzenlemelere rağmen yürütemediğini de kabul etmiş oldu.

Sağlık Bakanlığı 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre, ülkemizdeki tüm sağlık birimlerinde yaklaşık 1 milyar 48 bin kişiye sağlık hizmeti verilmiştir. Yani hizmet kapsamına göre kişi başı hekime müracaat sayısı Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülke ortalaması 6,51, Avrupa Birliği (AB) ülke ortalaması 6,3 iken, ülkemizde 12,2 ile rekor bir seviyeye ulaşmıştır. Her geçen yıl artan hasta sayısı, küresel sağlık firmalarına büyük kârlar sağlarken; halkın nitelikli sağlık hizmetine yeterli düzeyde erişememesine yol açmaktadır. Yine aynı istatistiklere göre; 2014 yılında %70,4 olan halkın sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının 2024’te %63,2’ye gerilemesi de bu tespiti doğrular niteliktedir.

Piyasanın ihtiyaçlarına göre belirlenen sağlık politikaları ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerine yatırımlar artarken, toplumun sağlık ihtiyacını %43 (Sağlık Bakanlığı 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı) oranında karşılayan birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli kaynak ayrılmamaktadır. Birinci basamağın sorunlarına çare bulmak yerine aile hekimlerini feda eden, aile hekimlerini adeta randevu memuruna dönüştüren uygulamalar, hükümetin sağlığı yönetemediğine yönelik tespitlerimizi bir kez daha doğrulamaktadır. TTB, Sağlık Bakanlığı’ndan sağlığın sorunlarını konuşmak ve çözüm önerilerini iletmek için randevu talep ederken; bakanlık, yanlışlar üzerine yanlışlar ekleyerek birinci basamak hekimlerini randevu memuru yapma uygulamalarını hayata geçirmeye çalışmaktadır.

TTB Aile Hekimliği Kolu olarak iki ay önce aile hekimi meslektaşlarımıza bu konuyla ilgili bir anket düzenledik. Türkiye genelinden 1.367 meslektaşımız uygulamanın verimsizliğini, iş yükündeki artışı, gerek hastalar gerekse de sağlık çalışanları için oluşturduğu zorlukları dile getirdi. Randevu almaya çalışan hastalarımızın “Aile hekimine gideceksiniz” diyerek yönlendirildiğini duyduk, verilebilecek durumdaki bazı randevuların bilerek ve isteyerek verilmediğini öğrendik, hastalarımızın bir de aile hekimliklerinde saatlerce randevu beklediklerini gördük. Meslektaşlarımıza ise “Kanser tarama, akut hastalık alevlenmesi gibi özellikli durumlarda hastanıza erken randevu bulabiliyor musunuz?” diye sorduk, “Evet” diyen sadece %7 oranında çıktı.

Her gün onlarca kişi sadece randevu almak için aile hekimine başvurmakta, randevu alabilmek için yüzbinlerce kişi aile sağlığı merkezi kapısında beklemektedir. Sevk baskısı sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ortamı yarattığı gibi; aile sağlığı merkezi çalışanlarının aldıkları ücretin %65’inin performans kriterlerinden oluştuğu ve hasta memnuniyetinin de bu 12 kriterden biri olduğu düşünüldüğünde gelir kaybına da yol açmaktadır. Hekimler, iyi hekimlik değerleri ve toplumun sağlığı için yoğun çaba gösterirken; memnuniyet kriterleri, şiddet, poliklinik ve acillerde bitmek bilmeyen hasta sayıları karşısında tükenmişlik yaşamaktadır.

Toplumun sağlığını önceleyen, birinci basamak sağlık hizmetlerini ve koruyucu hekimliği güçlendiren, basamaklar arası entegre bir sevk zincirine sahip, kamu olanaklarıyla yürütülen, tamamen ücretsiz, herkese eşit, ulaşılabilir bir sağlık hizmeti zor değil, tercihtir.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan hekimlerin ve sağlık emekçilerinin güvenceli, performansa dayalı olmayan, kamu binalarında, güvenli ortamda çalışıp, emeğinin karşılığını alabildiği bir sağlık sistemi kurmak hayal değil, tercihtir.

Halen kanser taramalarını yaptığımız hastalarımız ortada, halen mamografi randevusu bulamıyoruz, halen aşı tereddütlünü aşamıyoruz. Hastalarımızı performans ve şiddet baskısı olmadan, hastalıklardan korumak ya da tedavi etmek ya da uygun görüyorsak üst basamaklara sevk etmek istiyoruz. (BSHA/ Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Haberleri