KESK’in “Geçinemiyoruz” Mitingine katılan on binlerce kamu emekçisi iktidara seslendi
KESK Şubeler platformu tarafından Türkiye genelinde düzenlenen GEÇİNEMİYORUZ! HALK İÇİN BÜTÇE, DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ! isimli mitinge geçim sıkıntısı yaşayan on binlerce kamu emekçisi katıldı.
İzmir’de yağmura rağmen gerçekleşen mitinge ise 10 bine yakın kamu çalışanı katıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan kalabalığa seslenen KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Başak Edge Gürkan, şunları söyledi, “Değerli işçiler, emekçiler, kamu emekçileri, emekliler, gençler, kadınlar emeğiyle geçinip bütçeden hakkını talep etmek için yollara düşenler hoş geldiniz. Manisa’dan, Balıkesir’den, Uşak’tan, Denizli’den, Muğla’dan ve tüm Ege Bölgesinden gelen tüm emekçiler, GEÇİNEMİYORUZ diye bugün meydanlara inen tüm İzmir halkı hoş geldiniz. Ve bugün bu mitingi örgütleyen bileşenleri alın teriyle bu bütçenin yüzde 90’nını üretip yüzde 10 bile pay alamayan işçi, emekçilerin temsilcileri KESK, TÜRK-İŞ, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu üyeleri ve hakları için direnen Temel Conta işçileri, Digel Tekstil işçileri hoş geldiniz”
Bir Ülkede Kiralar Asgari Ücretten Fazlaysa Tepkimizi Göstermek İçin Neyi Bekliyoruz
“Hepimiz çok yakıcı bir sürecin içerisinden geçiyoruz. Zengin bir azınlık servetine servet katarken yoksul çoğunluk sefalet, geleceksizlik, umutsuzluk, güvencesiz bir yaşam kabullenilmesi şart bir kader olarak dayatılıyor. Ülkenin bütçesini hazırlayanlar bu bütçeyi zenginler için, savaş taraftarları için, silah için, doğal kaynaklarımızın yabancılara peşkeş çekilmesi için, ağır vergi yükü altında halkı ezmek için hazırlıyor. Ülke geliri zenginler, konsorsiyumlar, tekeller arasında paylaştırılırken yoksullara, ezilenlere, işçi ve emekçilere, memurlara, küçük esnafa, köylüye, öğrenciye, gence, yaşlıya, emekliye kırıntı dahi denemeyecek bir pay ayrılıyor. Bu eşitsizlik artık büyük bir özgüven ve pervasızlıkla, gözümüzün içine baka baka yapılıyor. Değerli arkadaşlar, Bir ülkede kiralar artık bir asgari ücretten fazlaysa, maaşlar en sağlıksız şekilde beslenebilmek için dahi yetmez durumdaysa, tencereler kaynamıyor, temel insani ihtiyaçlar dahi karşılanamıyorsa tepkimizi göstermek için daha neyi bekliyoruz?”
Nefes alamaz hale geldik…
“Bir ülkede eğitim ve sağlık başta olmak üzere temel ihtiyaçlar hala çözümlenmesi gereken bir sorunsa, halk nefes alamaz hale gelmişse, milyonlarca yoksul, dar ve sabit gelirli insan büyük bir geleceksizlik ve güvensizlik ortamında yaşam mücadelesi veriyorsa sesimizi yükseltmek için daha neyi bekliyoruz? Sadece karın doyurmak ve başını çatısı olan bir yere sokmak için amansız bir mücadele veren milyonlarca emekçinin yaşadığı yaşam mıdır yoksa hayatta kalma mücadelesi midir? Bu ilkel ve vahşi şartlar altında yaşamak bizlere reva mıdır? Açlık-tokluk savaşı vermenin insanlıkla, medeniyetle, çağdaşlıkla, uygarlıkla ne ilgisi vardır? Yüksek enflasyon altında ezilen, işsizlikte, yüksek faizde dünya rekorları kıran bir ülkede yaşam mücadelesi vermenin ne demek olduğunu patronlar bilemez. Bu düzen onların kârlarına kar katmakta olduğundan bilseler de buna ses etmezler. Bu yüzden emekçilerin yegane yolu kendi sınıf kardeşleri ile birlikte mücadele ederek haklarını almaktır. Bu şartlar altında hiçbir kuruma, kişiye, sınıfa yalvaracak değiliz. İnsanca yaşama, geçinme hakkımızı söke söke almak zorundayız.”
Bıçak Kemikte Demek İçin Buradayız
Değerli işçiler, emekçiler, arkadaşlar, Kapitalizm doğası gereği ekonomik buhranlarla sarsılmaya mahkumdur. Ülkemiz üretimden kopartılmış, fabrikaları, üretim tesisleri satılmıştır. Tarım ve hayvancılık bitirilerek ülke dışarıya mahkum edilmiştir. Hukuk ve demokrasi rafa kaldırılmış, buna bağlı ekonomik güvencesizlik ortamı daha da derinleşmiştir. Bu ana nedenlerden dolayı yaşanan ekonomik kriz çok daha sarsıcı ve yıkıcı etkiler göstermekte, bunun faturası ise yine emeğiyle geçinenlerin sırtına yüklenmektedir. Ancak bu yük artık taşınabilir değildir. Sermaye her geçen gün zenginleşirken halkın yoksullaşmasına artık dur demek zorundayız. Bu yüzden Halk için Bütçe Demokratik Türkiye mücadelesinde tüm işçi ve emekçileri ortak mücadeleye çağırmak siyasi iktidarı uyarmak için BIÇAK KEMİKTE demek için buradayız. Bütçeyi hazırlayanlar bizlere neleri dayatmak istiyorlar hep beraber bakalım: Maaşlarımız enflasyon oranında kesinlikle artmayacak!
Buna karşılık vergiler olağanüstü yükselecek ve yine zenginlerin ödemesi gereken 2.5 trilyon verginin yüzde 18’i muafiyet veya istisna adı altında affedilecek, bunun yükü yine emekçiye yüklenecek! Her 100 TL verginin sadece 11 TL’si sermayeden alınırken geri kalanı emekçilerin üzerine bırakılacak. Yine alınan her 100 TL’lik verginin 20 TL’si faiz, 5 TL’si teşvik primi, en az 16 TL’si silahlanma, 3 TL’si de hazine garantisi olarak sermayedarlara aktarılacak. Kamu hizmetlerine bütçeden ayrılan pay düşürülecek. Dolayısıyla eğitim, sağlık başta olmak üzere kamu hizmetleri hızla paralı hale getirilecek , kamu hızla tasfiye edilecek. Yani bizlerden peşin alınan vergiler karşılıksız kalacak. Özelleştirmeler 5 kat daha artırılarak kalan kamu kurumları da sermayeye peşkeş çekilecek. O zaman biz neden vergi veriyoruz demek için bugün buradayız.
Emek ve halk düşmanı bütçe
İşte tam da bu emek ve halk düşmanı bütçe nedeniyle sesimizi yükseltmek, duyulmasını sağlamak, emekten, yoksullardan yana bir devlet bütçesinin hazırlanması için haykırmak için bir araya geldik. Asgari ücretin ülkenin temel ücretlendirme modeli olmaktan çıkartılmasını istiyoruz. Asgari ücretin insanca yaşamayı elverir seviyeye yükseltilmesini talep ediyoruz. İşsizliğin ortadan kaldırılmasını, enflasyonun düşürülmesini, ekonomik refahın sağlanmasını, gelir dağılımında adaleti, vergi yükünün çok kazanandan çok az kazanandan az olacak şekilde eşit ve adil şekilde düzenlenmesini istiyoruz. Ekonominin buhrandan bir nebze dahi çıkmasının yolunun hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarındaki ihlallerin ortadan kaldırılması ile mümkün olabileceğini, üretimden kopartılmış bir ülkenin yoksulluk, sefalet ile yaşayacağını ve sömürge haline geleceğini bir kez daha haykırmak istiyoruz. İşçilerin, memurların, köylülerin, üreticilerin, küçük esnafın, emeklilerin, işsizlerin, konutsuz yurttaşların gerçekten sosyal bir devlet çatısı altında yaşayabildiği bir hayata kavuşturulmasını talep ediyoruz. Milyonlarca insan sefalet şartlarında yaşam mücadelesi verirken zengin bir azınlığın daha da zenginleşmesi adına bir bütçeyi kabul etmiyoruz. Bütçe hakkımız için tüm işçi ve emekçileri, ezilenleri ortak mücadeleye genel grev genel direnişe çağırıyoruz. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)